14 Ekim 2018 Pazar

Şalter Protokolü…

Evimin hemen yanında bir okul var. Okuldaki çocukların cıvıltısı, neşesini her daim evimden dinler, yaşama olan umudum yeşerir.

Teneffüs zilinin çaldığını duyduğumda, “kendi oğlum da okulunda, şimdi teneffüse çıktı” diye düşünür, evimin yanındaki okulun her ziliyle anneliğimi tekrar tekrar yaşarım.

Ama ortada yaramazlık yapan bir şalter var ki, sormayın.
Haftasonları, sabahın erkeninde, 07:15’de; “iyi dersler sevgili öğrenciler” anonsu, boş okulun bahçesinde ve tabi evimin içinde yankılanmaya başlayınca, evimin yanındaki okul bir anda bir canavara dönüşüyor.

Bütün hafta yoğun şekilde çalışıp haftasonunun rahatlığını ve telaşsızlığı yaşamayı hayal ederken, sabah başlayıp akşama kadar süren zil sesleri ile tüm hayallerimden uzaklaşıyorum.

“Elbet bir çaresi vardır” dedim ve ilçemizin eğitim müdürlüğünün telefonunu çevirdim. “Tatilde olan okulun zilleri neden çalar, yok mu bir çaresi” demeye kalmadan, bir hengâme başladı; “yok efendim, ben şikâyet başvurusunu ya mail yoluyla ve yahut şahsen yapacakmışım, müdürlük müfettiş görevlendireceklermiş, müfettiş raporuna göre işlem yapılacakmış, mış, mış…” 

Yahu bir durun, altı üstü okula bir telefon açıp, “Cuma günü çıkarken zilin şalterini indirmeyi unutmayın” deseniz yeterli” dedim. Dedim, ama karşımdaki bana buranın Türkiye olduğunu anımsatıverdi; “dilekçe, müfettiş…” 

Hakkını yemeyeyim, bir de tüyo verdi, bütün bu işlerle uğraşmak istemezsem, okula gidip müdürle bizzat görüşmeliymişim…

Ne diyelim, ülkemizin enerjisini bir şalter protokolü ile harcamasak ne iyi olacaktı…

1 yorum: