O felaket günlerinin çığlığıydı, 99
Depremi’nde sembol olmuştu. Enkaz altından gelecek sesleri yakalamaya
çalışıyorduk.
Çok zaman geçti, üzerinden.
Birbirimizi duymanın daha güzel, daha
kolay yolları çıktı önümüze.
Öyle bir zamana geldik ki, her anımız bir
başkasının bilgisinde.
Biliyoruz, ama duyuyor muyuz?
Sosyal medyada, whatsappda, orada-burada
yazıyoruz, dinliyoruz...
İletişim yöntemleri yoğunlaşsa da,
kolaylaşsa da, söylediklerimizin ömrü bir saat, belki üç-dört saat.
Kalıcı olsun dedim, söyleyeceklerim.
Adettendir, sıradan bir Türkiye insanını az da olsa tanıştırmak gerek...
Bu güzel ülkenin, huzur ve sükunet coğrafyası Bursa’da doğdum ve hep oradaydım.
İki erkek evladı yetiştirmeye
çalışıyorum.
Organik gıda üretip
satıyorum.
Doğma-büyüme aynı kentte olunca, yıllarını
geçirince; o kentin bir parçası oluyor insan.
Ben de öyle. Bursa’nın nefes aldığı her yerdeyim.
Görüyorum, kızıyorum, seviniyor ve
yaşıyorum gün boyu.
Dilim dönerse, yaşama, yaşamıma
dokunanları anlatacağım sizlere…

Devam ediniz guzel bir fikir
YanıtlaSilALLAH bir daha yasatmasin
YanıtlaSilsol yüreğine sağlık
YanıtlaSil